ANKARA KENT KONSEYİ’NDEN “SUYA SAYGI BULUŞMASI”

Süleyman Sırrı TURNAL

Ct, 03/20/2021 - 16:49 tarihinde suleyman_turnal87 tarafından gönderildi

ANKARA KENT KONSEYİ’NDEN “SUYA SAYGI BULUŞMASI”

“SU OLMADAN YURT OLMAZ!

 

            Ankara Kent Konseyi (AKK), ülkemiz ve dünyadaki su sorunlarına dikkat çekmek amacıyla başlattığı ‘Suya Saygı Çalıştayı’ kapsamındaki ‘Suya Saygı Buluşması’nın ilkini gerçekleştirdi.

            AKK Çevre ve Sıfır Atık Çalışma Gurubunun, Halk Sağlığı ile Kırsal Kalkınma Çalışma Gurupları ile ortaklaştırarak düzenlediği, bilim insanları ile çeşitli sivil toplum örgütleri ile 4 Büyükşehir Belediyesi yetkilileri ve akademisyenlerin de katkıda bulunduğu panelde, çeşitli açılardan Suyun yaşamsallığı ortaya kondu.

            Programın açılışında konuşan AKK Yürütme Kurulu Başkanı Halil İbrahim Yılmaz, ‘Su Olmadan Yurt Olmaz’ vurgusuyla, “Tedbir almazsak 20 yıl sonra Eymir ve Mogan Gölleri için gerçek felaketi yaşayabiliriz” dedi.

 

(Haber Merkezi)- Ankara Kent Konseyi (AKK), dünya ve ülkemizdeki su sorunlarına dikkat çekebilmek ve suyu tanıyarak, birlikte korunup kullanılması amacıyla farkındalık oluşturacak yeni bir çalışmaya daha başladı.

            AKK Çevre ve Sıfır Atık ÇG tarafından yaklaşık 8 ay sürmesi planlanan  ‘Suya Saygı Buluşması’nın ilki, AKK salonunda küresel salgın önlemleri altında düzenledi.

            Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB) Gençlik Parkı Kabul Salonu'nda yaklaşık 4 saat süren panele ASKİ Genel Müdür Yardımcısı Murat Tütüncübaşı, AKK Yürütme Kurulu Başkanı Halil İbrahim Yılmaz, Avrupa Birliği Komisyonu Çevre ve Enerji Akreditasyonu Baş Denetçisi Tekin Altuğ, TEMA Ankara Temsilcisi Nevzat Özer, CHP Çankaya İlçe Başkan Yardımcısı Sadık Can Köksal, AKK Çalışma Gurubu Sözcüleri, sivil toplum örgütlerinin temsilcileri ile bürokratlar ve akademisyenler katıldı.

    

            “SU ZENGİNİ DEĞİLİZ” 

            Programın açılışında konuşan AKK Başkanı Halil İbrahim Yılmaz, Türkiye’nin sanıldığının aksine su zengini bir ülke olmadığını belirterek,  “Gelecekte yaşanacak susuzluğun tedbirini şimdiden almazsak büyük bir hayal kırıklığına uğrayacağımızı dağa, taşa, herkese duyurmak zorundayız” dedi.

            Dünyanın 4. büyük gölü olan Aral Gölü’nün bugün yüzde 90’ının çölleştiğine işaret eden Yılmaz, Başkent’in nefes alma noktalarından Eymir ve Mogan Gölleri için de 20 yıl sonra benzer bir felaketi yaşanabileceğine dikkat çekti.

            ABB’nin en büyük kamu gücü olan Ankara Su ve Kanalizasyon İdaresi’nin (ASKİ), gelecek yüzyılın sorunu olacak su kaynaklarının doğru yönetimi konusunda bir irade ortaya koyduğunu söyleyerek, kuraklık tehlikesini tersine çevirmek için suyun mevcutken korunması gerektiğini ifade eden Yılmaz şunları kaydetti:

            “Su zengini bir ülkeyiz sanılıyor ama gerçeklerin öyle olmadığını görüyoruz. Gelecekte yaşayacağımız susuzluğun tedbirini bugünden alıp, doğru kişilerle konuşmamamız durumunda en iddialı olduğumuz bu alanda da büyük bir hayal kırıklığına uğrayacağımızı dağa, taşa, herkese duyurmak zorundayız. Su konusunun herkesin önceliği olmasını sağlamamız gerek. Daha önce gündemimizde olmayan Covid-19’un alışkanlıklarımızı nasıl değiştirdiğini hepimiz görüyoruz. Maske ile yaşamak zorunda kaldık. Dolayısıyla büyük bir bedel ödemeden de su tüketimi konusunda alışkanlıklarımızı değiştirmeliyiz.”

 

 

 

            “EYMİR VE MOGAN’A HEP BERABER AĞLARIZ”

            Geçmişte yapılan hatalardan ders alınması gerektiğini belirten Yılmaz, “Sovyetler Birliği döneminde Özbekistan’ı dünyanın en büyük pamuk üreticisi haline getirmeye çalışıyorlardı. Sonuçta tablo ne oldu? Dünyanın 4. büyük gölü olan Aral Gölü’nün yüzde 90’ı bugün kurudu. İşte bu doğal kaynak maliyetini hesaplamadığımız zaman Eymir ve Mogan Gölleri, Ankara’daki diğer alanlarımızda da benzer bir felaketi yaşayabiliriz. 20 yıl sonra, ‘Bunlar kurumuş’ deriz ve oturur hep beraber ağlamaya başlarız. Bugün Ankara, Afrika iklimi ile tanışmaya başladı.  Bugün o gün işte. Üzerinde teknelerin gezdiği bu güzel göletleri kaybetmemek için bu gerçekleri bugünden konuşup tedbir almalıyız” dedi.

            ANKARA İÇİN CAPE TOWN ÖRNEĞİ

          Kişi başı düşen yıllık su miktarının bin 700 metreküp olması gerekirken şu an bin 360 metreküp olduğunu aktaran Yılmaz, “Nüfus arttıkça su tüketimi ile birlikte felaketimiz de büyüyecek. Su stresi yaşayan bir ülke olacağız Böyle giderse otellerde çarşafların yıkanmama kararının alındığı Cape Town örneğini yaşamak durumunda kalırız dedi.

            “SUYUN OLMADIĞI YERDE YURT OLMUYOR”

            Konuşmasının son kısmında Suriye’de yaşanan iç çatışmada suyun etkisini hatırlatan Yılmaz, 2050 yılında 200 milyon insanın iklim mültecisi olacağını ileri sürdü. Yılmaz, “Suyun olmadığı yerde yurt olmuyor. Sudan işler diye mizahlaştırdığımız mevzu hayatın tam gerçeği” ifadelerini kullandı.

             “SÜRDÜRÜLEBİLİR POLİTİKALAR ÜRETECEĞİZ”

            Toplantıda konuşan ASKİ Genel Müdür Yardımcısı Murat Tütüncübaşı ise Covid-19 ile mücadele yaşam kaynağı suyun öneminin derinden hissedildiğini belirterek,  “Su hayattır, hayatımıza sahip çıkmamızın ilk koşulu da sularımıza sahip çıkmaktır.  Bunun için sularımızı  koruyacağız, tasarruf edeceğiz, kirlettiklerimizi arıtacağız, tükettiklerimizi yerine koyacağız. Tüm bunlar için de sürdürülebilirliği sağlayacak yeni politikalar üretip, yeni yatırımlar yapacağız” dedi.

            Yeterli miktar ve kalitede suya ekonomik olarak ulaşabilmenin insan hakkı olduğunu vurgulayan Tütüncübaşı, artan talebi karşılamak için abonelerin tüketim alışkanlıklarının değişiminden başlayarak, “yağışların hasat edilmesi, atık suların ileri düzeyde arıtılarak tekrar kazanılması, tarımda damla sulamaya geçilmesi, şebekede kayıp ve kaçaklarını azaltılması, endüstri ve sanayide tasarruflu su tüketen ürünlerin teşvik edilmesi” gibi bir dizi önlemin geç kalınmadan alınması gerektiğini anlattı.  Tütüncübaşı, ayrıca ASKİ’nin Ankara’nın 30 yıl boyunca içme suyu, atık su ve yağmur suyu yönetiminde yol haritası olacak Master Plan çalışmalarını başlattığını hatırlattı.

            Açılış konuşmalarının ardından programın panel ve sunum kısmına geçildi.

            “EKOSİSTEMİN VAZGEÇİLMEZİ”

            Programın sunuş konuşmasında, “Su kimyası, Dünya’daki yaşamın ayrılmaz bir parçası, temel öğesidir” diyen AKK Çevre ve Sıfır Atık Çalışma Gurubu Sözcüsü Ömer Şan, “Mesela uzayda, yağlı sıvılara dayanan silisyum tabanlı canlılar olabilir ama 'karbon yaşam' için su olmazsa olmazdır” dedi.

            Dünyadaki yaşamın suya bağlı geliştiğine işaret eden Şan, “Bizler, Dünyamızı var eden ekosistemin kendini ifade edebilen bir parçası olarak, bizi var eden bu sistemin diğer canlıları olan ovadaki kekliğin, dağdaki boz ayının, sudaki balığın, otun, dikenin, daldaki serçenin de hakkını koruyup yaşama hakkını savunuyoruz. Ve diyoruz ki su, bütün canlılar gibi ekosistemin bir parçasıdır. Bütün canlıların suya erişim hakkı eşittir ve hiçbir canlı suya erişim hakkının diğerlerinden daha öncelikli olduğunu iddia aedemez” diye konuştu. 

            Şan, ayrıca yaklaşık 8 aylık bir sürece yayılması planlanan “Suya Saygı Buluşması” etkinlikleri sonucunda Kaynak Raporlar dizini oluşturulacak ve etkinlikler kapsamında Sonuç Bildirgesi yazılacağını da sözlerine ekleyerek, su mücadelelerinden kesitler gösterdi.

            “YÜZDE 1’LİK KISIM İÇİLEBİLİR DURUMDA”

            Program 4 ayrı oturumda salgın kuralları çerçevesinde aralıklarla devam ederken; bazı akademisyenler ile Ankara, Gaziantep, Eskişehir ve İzmir Büyükşehir Belediyelerinden Daire Başkanlıkları yetkilileri de zoom üzerinden sunumlarını gerçekleştirdi.

            Etkinliğin il sunumunu yapan Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nilgül Karadeniz, ‘Suyun Doğası’ başlığı ile suyun dünya ve evren için gerekliliği, önemi ve yapısı hakkında bilgiler vererek, “Dünyanın yüzde 70’ten fazlası su ancak bunun sadece yüzde 1’lik kısmı içilebilir durumda” dedi.

            “SUYA MÜDAHALELER”

            Panelin ‘Suya Olumlu Olumsuz Müdahaleler’ başlıklı ikinci oturumundaki uzaktan sunum kısmında, Peyzaj Yüksek Mimarı Özge İDALİ ÖZDEN, “Ankara’nın Kaybolan Derelerini geri getirmem mümkün mü”, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Kent Estetiği ve Yeşil Alanlar Daire Başkanlığı Bitkisel Uygulamalar ve Üretim Şube Müdürü Peyzaj Mimarı Esra Kılıç, “Kent İçi Derelere Saygılı Bir Dokunuş: Gaziantep Alleben Deresi Örneği”, İzmir Büyükşehir Belediyesi Etüt ve Projeler Dairesi Başkanlığı Proje Yönetim ve Koordinasyon Şube Müdürü Didem YAYGEL, “Sünger Kente Doğru Doğa Tabanlı Çözümler: İzmir Örneği” ve Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, Park ve Bahçeler Dairesi Başkanlığından Peyzaj Yüksek Mimarı Mina YETİM de “Porsuk Çayı'nı Yeniden Okumak” konulu anlatımlarda bulundu.

            “SU OKURYAZARLIĞI”

            Etkinliğin 3. Oturumunda ise Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nilgün Görer Tamer, ‘Su Okuryazarlığı’ üzerine bir sunum yaptı.

            1993’ten bu yana Birleşmiş Milletler’in (BM) 22 Mart’ı ‘Dünya Su Günü’ ilan ettiğini hatırlatan Tamer, “Bu yılın teması suya değer vermek. Raporlarda bu değer yanlış yönetilirse elimizden çıkıp gideceğine vurgu yapılıyor Çevre okuryazarlığının alt odağı olan su okuryazarlığı hem bilgi hem de davranış, tutumu kapsıyor. Ancak başla bir bakış açısı ile gelecek nesillerin varlığını, geleceğini koruma altına alabiliriz” diye konuştu.

            Bu bölümde ayrıca Doğa Koruma Merkezi’nden Dr. Özge Balkız, Dr. Uğur Zeydanlı, Fethiye Arslantaş ile Dr. Semiha Demirbaş Çağlayan’ın ortaklaşa hazırladığı, “Ekosistem Hizmetleri Yaklaşımıyla Suyun Kentlerde Korunması ve Sürdürülebilir Kullanımı” konulu sunumu ise Dr.Özge Balkız anlattı.

            “SUYU BİRLİKTE KORUMAK VE KULLANMAK”

            Panelin 4.oturumunda, Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Harun Aydın ise su yönetimi yerine su kaynakları yönetiminin önceliğimiz olması gerektiğini, çocuklara doğa ile yaşama eğitimi verilmesi gerektiğini söyledi.

        Avrupa Birliği Komisyonu Çevre ve Enerji Akreditasyonu Baş Denetçisi Tekin Altuğ ise, “Su Ayak İzi Farkındalığı” başlıklı sunumunda, “Dünyanın 4’te 3’ü su deniyor o halde suyu istediğimiz gibi tüketebiliriz ama kazın ayağı öyle değil. Günde bir insan ortalama 200 litre su tüketmektedir. Dünya üzerinde 7 milyar insan var. Sanal su kavramını da işin içine katarsak hesap değişiyor. Su ayak izi kavramı konusunda farkındalık oluşturmalıyız. Bu kavramla birlikte 200 litre değil, 5 bin 416 litre su tüketiyoruz” dedi. 

             “SU KITLIĞI BÜYÜK RİSK OLUŞTURUYOR”

            ASKİ Baraj İşletme ve Makine İkmal Dairesi Başkanı İlker Arslan da bu oturumda yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı:

            “Ankara iline 11 baraj ile su sağlamaktayız. Yıllık buharlaşma dâhil 500 milyon metreküp su barajlarımızdan sağlanmakta. Son yıllarda yaşanan kuraklıklarla beraber düşen yağış miktarları azaldı. Son 15 yılda Ankara’nın şu anki su ihtiyacını sağlayacak kadar yağış miktarı sadece 2 yıl sağlanabildi. Yağmur suyu hatlarının kanalizasyon hatlarından ayrılması, Tatlar Atık Su Arıtma Tesisi’nden çıkan suyun, sulamalarda kullanılması ile ilgili planlama çalışmalarımız devam ediyor. Kısa vadede ise en büyük kazanç israfın azaltılması ile sağlanacaktır. İklim değişikliği ile birlikte su kıtlığı büyük risk oluşturmuştur. ‘İhtiyacın olandan fazlasını tüketme’ bunu hayatımıza mihenk taşı yapmalıyız. Ankara’nın en büyük su kaynağı doğaya uyumlu ve suya saygılı insanlardır.”

            SONUÇ

            Etkinliğin son kısmında ise kısa değerlendirmeler ve katkı sunuşları yapılırken; hazırlanan Sonuç Bildirisinin ise Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş tarafından kamuoyun açıklanacağı kaydedildi

Haber Tarihi