
AKK’de Tarihin Ve Bugünün Başkentleri Buluştu
21/04/2026
AKK’de 23 Nisan Ulusal Egemenlik Ve Çocuk Bayramı Eğlenceli Gösterilerle Kutlandı
22/04/2026Yapım Yılı: 1915–1920
Mimar: Salim Bey
Meclis olarak açılışı: 23 Nisan 1920
Ankara’nın değil, tam bağımsız Türkiye’nin Doğum belgesi olan bina
- Ankara burada başkent, millet burada egemen oldu,
- Küçük bir bina, büyük bir millet,
- Bağımsızlık kararlarının alındığı merkez,
- TBMM Binası, bugün Kurtuluş Savaşı Müzesi olarak bilinen ve Türk milletinin egemenliğini ilan ettiği en önemli tarihî mekânlardan biridir. Bir binadan öte; millet iradesinin doğduğu, bağımsızlık kararlarının alındığı ve egemenliğin kayıtsız şartsız millete geçtiği yerdir.
Binanın yapımına 1915 yılında, İttihat ve Terakki Cemiyeti için bir kulüp binası olarak başlanmıştır. 1916 yılında yapının, İttihat ve Terakki Fırkası binası olarak kullanılması kararlaştırılmıştır. Proje, Harbiye Nazırı Enver Paşa’nın emriyle Mimar Salim Bey tarafından hazırlanmış, uygulama görevi ise Askerî Mimar Hasip Bey’e verilmiştir. Ancak savaş koşulları ve malzeme yetersizliği nedeniyle inşaat tamamlanamamış; özellikle çatı kısmı yarım kalmıştır. Bu süreçte Ankara halkı büyük bir dayanışma örneği göstermiş, evlerinden söktükleri kiremitleri bağışlayarak binanın tamamlanmasına katkı sağlamıştır. Bu durum, Millî Mücadele ruhunun en somut göstergelerinden biri olmuştur.
19 Mayıs 1919’da Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a çıkışıyla başlayan süreçte Havza ve Amasya genelgeleri yayımlanmış, ardından Erzurum ve Sivas kongreleri gerçekleştirilmiştir. Mustafa Kemal Paşa, Ankara’yı Millî Mücadele’nin merkezi olarak belirlemiş ve 27 Aralık 1919’da Temsil Heyeti ile birlikte Ankara’ya gelmiştir.
16 Mart 1920’de İstanbul’un işgal edilmesi ve Meclis-i Mebûsan’ın feshedilmesi üzerine, millet egemenliğine dayalı yeni bir meclisin Anadolu’da kurulması kararlaştırılmıştır. Bu amaçla Ankara merkez seçilmiş, ancak uygun bir meclis binasının bulunmaması nedeniyle yapımı yarım kalan bu bina Meclis olarak düzenlenmiştir.
Mustafa Kemal Paşa 19 Mart 1920 tarihinde bir genelge yayımlamış ve “Hâkimiyetin millete ait olduğu bir meclisin” Ankara’da açılmasına karar vermiştir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi, 23 Nisan 1920’de, Hacı Bayram-ı Veli Camii’nde kılınan cuma namazının ardından dualar eşliğinde açılmıştır. Meclis, ilk gün 115 temsilciyle toplanmış; en yaşlı üye olan Sinop Milletvekili Şerif Bey geçici başkan olarak açılış konuşmasını yapmıştır.
24 Nisan 1920’de Mustafa Kemal Paşa Meclis Başkanlığına seçilerek akıllara kazınacak açılış konuşmasını yapmıştır. Konuşmasında, sadece bir meclisin açılışını değil, aynı zamanda yeni ve bağımsız bir devletin temellerinin atıldığını şu cümlelerle ifade etmiştir;
“Meclis’te toplanan millet evlatlarının her biri, vicdanından aldığı ilhamla ‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ ilkesine bağlı kalarak görevini yapacaktır. Meclis üzerinde hiçbir güç yoktur. Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.”
Mustafa Kemal Paşa – 24 Nisan 1920
Bu Meclis, Kurtuluş Savaşı’nın yönetildiği ve tarihî kararların alındığı merkez olmuştur. 12 Mart 1921’de İstiklâl Marşı’nın kabulü, 20 Ocak 1921’de Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Anayasası olan Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’nun yürürlüğe girmesi, 5 Ağustos 1921’de Başkomutanlık yetkisinin verilmesi, 19 Eylül 1921’de Gazi ve Mareşal unvanlarının verilmesi ve 1 Kasım 1922’de saltanatın kaldırılması gibi kritik kararlar burada alınmıştır. Ayrıca 23 Ağustos 1923’te Lozan Barış Antlaşması, 13 Ekim 1923’te Ankara’nın başkent oluşu ve 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet’in ilanı da bu çatı altında kabul edilmiştir.
Mimari açıdan yapı, Birinci Millî Mimarlık Dönemi’nin Ankara’daki ilk örneklerinden biridir. En belirgin özelliği, cephede kullanılan pembe-mor renkli Ankara taşı (andezit)dır. İç mekânlarda Osmanlı ve Selçuklu motifleriyle süslenmiş, kalemişi bezemeli ahşap tavanlar yer alır. Yapıda genel kurul salonu, başkanlık odası, bakanlar kurulu odası, encümen odaları ve idari bölümler bulunmaktadır.
23 Nisan 1920 ile 15 Ekim 1924 tarihleri arasında Meclis binası olarak kullanılan yapı, artan ihtiyaçları karşılayamaz hâle gelince, mimar Vedat Tek tarafından inşa edilen II. Meclis binasına geçilmiştir. Daha sonra bina, Cumhuriyet Halk Fırkası Genel Merkezi olarak kullanılmıştır.
Bugün geriye yalnızca bir bina değil; bir milletin yeniden doğuşu, bir başkentin yükselişi ve millî iradenin ebedileşmesi kalmıştır.
Bu yapı, Ankara’dan yükselen sesi tüm dünyaya duyurmuş ve şu gerçeği tarihe kazımıştır:
“Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.”









