
“Kırsalda Mesleki Eğitimin Yapılandırılması ve Meslek Liselerinin Yeniden Canlandırılması” Paneli
27/04/2026
AKK Ankara Siteler İş İnsanları Derneği Temsilcilerini Ağırladı
27/04/2026Ankara Konseyi (AKK) Çevre ve İklim Meclisi Başkanı ve Gazeteci Ömer Şan Çernobil ve Çernobil’in sonuçlarına dair basın açıklamasında bulundu.
Ankara Kent Konseyi (AKK) Çevre ve İklim Meclisi Başkanı ve Gazeteci Ömer Şan, ortaya çıkışı uzun yıllara dayanan ve birçok acı sonuçlar doğuran Çernobil faciasına dair basın açıklaması yayınladı.
HER YANIMIZ ‘ÇERNOBİL’…
“Yaşamın her alanına müdahale ederek geri dönüşümsüz zarar veren her proje, çalışma veya planlama bizim için ‘Çernobil’dir, Fukuşima’dır, depremdir, yıkımdır, savaştır, felakettir, iklim krizidir” cümlesi ile dikkatsizce atılan her adımın acı sonuçları olacağına vurgu yapan Ömer Şan sözlerine şöyle devam etti;
“Biliyoruz ki; doğal yaşamı, yaşam alanlarını katlederek, yaşamsal varlıkları yok edenler; Çernobil-Fukuşima gibi nükleer kazalardan, deprem, savaşlar, sel ve heyelanlardan ders almadan vahşi saldırılarını sürdürecekler. Yine uyarıyoruz ki; doğa intikam almaz, kendisini yeniler, dengesini düzenler, afetleri, felaketleri, savaşları, yıkımları ve krizleri oluşturan, kapitalizmin doyumsuz kazanma hırsıdır! Dünyaya dayatılan küresel salgın senaryoları ve ardına eklemlenen insan etkili felaketler, nükleer kazalar kadar canlı yaşamı katlediyor, ölümlere neden olup tetikliyor.”
EVRENİNİ YOK EDEN İNSAN
Milyonlarca yıldır varlığını sürdüren uçsuz bucaksız dünyayı bitiren faktörün, yine ona muhtaç olan insan olduğunun altını çizen Ömer Şan şu ifadeleri kullandı;
“Milyonlarca yıl geçmişi olan evrende, bir başka benzerini bulamadığımız Dünyamızı her geçen gün daha da yaşanmaz hale getiren vahşi kapitalizmin kâr hırsı odağındaki bencil program ve projeleri, yaşamsal varlığın temeli olan dengeyi bozarak, geleceği yok ediyor. Unutulmasın ki, doğa intikam almaz! İnsanlık kendine yaptığı kötülüğün/ihanetin cezasını çeker, sonuçlarını yaşar, kendine yediremediğinden ‘doğal afet/felaket’ der. Doğa kin tutmaz, her ne olursa olsun kendini yenileyerek, dengesini kurarak yeniden yaşamaya, yaşatmaya, yaşama sürekli kılmaya, var etmeye çaba gösterir.”
ÇERNOBİL’İN ÖLÜMCÜL ETKİLERİ
Geçmişte Çernobil facialarının ortaya koydu acı sonuçları sayılarla belge olarak sunan Ömer Şan konuşmasını şöyle sürdürdü;
‘Çernobil Faciası’ olarak bilinen, Ukrayna’nın Çernobil kentindeki Nükleer Enerji Reaktörünün 26 Nisan 1986’da patlamasıyla oluşan büyük nükleer facia, bugün de insanlar, canlı yaşam ve doğa üzerindeki etkisini sürdürüyor! Adına ‘radyasyon’ denen ‘ölüm bulutları’, tüm canlılar ve gelecek nesilleri, doğal yaşamı tehdit ederek, ölümcül sonuçlar doğurdu; 250 bini aşkın kişi doğrudan veya dolaylı olarak öldü, milyonlarcası çeşitli hastalıklara yakalandı/yakalanıyor, genetik hastalıklara neden oldu! Bilimsel Raporlara göre felaketin ölümcül etkileri, aradan geçen 40 yılda olduğu gibi önümüzdeki yüzyıllar boyunca devam edecek! Son 30-35 yılda, Trakya ve Karadeniz’in hemen her evinde Çernobil etkileriyle kanser ölümleri yaşandı-yaşanıyor, hastalıklar çoğalıyor, çocuklar sakat doğuyor. İnsanlar, neredeyse grip olur gibi kansere yakalanıp, mücadele ediyor. Bu facianın felaketi, hala insan genlerinde gezinirken, Çernobil unutulabilir mi?”
UNUTULMAYANLAR
“Ülkemiz insanlarını ‘enayi/aptal’ yerine koyan, yaşamı ve geleceği umursamadan, gerçekleri saklayarak, bilim ve hukuku baskılayan siyasiler, kamu yöneticileri ve bilim insanları da unutulmadı… Adları, söyledikleri, pozları, yalanları, sahte raporları aklımızda, arşivlerimizde çivi gibi çakılı hala!” AKK Genel Koordinatörü Ömer Şan, faciaya sebep olan ancak, geri planda durmayı tercih eden tarihteki kişilerin ise kullandığı bu cümlelerle unutulmayacaklarına vurgu yaptı.
FUKUŞİMA DA DERS OLMADI
2011 yılında yaşanan ve Fukuşima’da meydana gelen facianın da insanoğluna ders niteliğinde olmadığını savunan Ömer Şan, halen nükleer santralleri savunan insanların var olduğunu belirterek sözlerine şöyle devam etti;
“Bugün de aynı anlayış, aynı vurdumduymazlık, aymazlık ve pişkinlik; ‘iklim değişikliği’ ve ‘küresel ısınma’ senaryolarına karşın doğaya, doğal yaşam alanlarına, canlı yaşama pervasız saldırılarla devam ediyor! Mart 2011’de Fukuşima’da yaşanan benzer nükleer facianın etkileri de buna eklemlenirken ve Dünyanın birçok ülkesi nükleerden vazgeçerken, ülkemize dayatılan nükleer tesisler bu saldırıların en net dışavurumudur. Sinop’tan Mersin’e, Trakya’ya kadar doğal yaşam alanlarına nükleer santralleri diretenler, halkı yalanlarla aldatmaya çalışıyor.”
ERİVAN’DA NÜKLEER TEHLİKE
Türkiye ve Dünya da halen nükleer santral hedefiyle çalışmaların sürdürüldüğünü belirten Ömer Şan, başta Erivan olmak üzere pek çok bölgenin ve insanların tehlike altında olduğuna da vurgu yaptı;
“Kaldı ki, ülkemiz ve bölgemizin hemen yanı başındaki Çernobil’in bir benzeri olan, Erivan’daki Metsamor Nükleer Santralini de aynı tehlikeli sonuç beklemektedir! Santraldeki sızıntılar, yıllardır patlamaya hazır pimi çekilmiş bir bomba gibi yanı başımızda durmaktadır.”
HES VE TAŞ OCAKLARI DA FARKLI DEĞİL
AKK Genel Koordinatörü Ömer Şan, yapılan HES çalışmalarının ve işlevi süren taş ocaklarının da Çernobil’den farksız olduğunu, insan sağlığını olumsuz yönde etkileyen her durumun ısrarla karşısında durulması gerektiğini vurgulayarak sözlerine şu cümlelerle devam etti;
“Doğu Karadeniz başta olmak üzere, yurdun tüm bölgelerinde doğaya ve doğal yaşam alanlarına geri dönüşümü olmayan zararlar veren Hidroelektrik Santraller (HES), maden arama çalışmaları, taşocakları gibi çalışmaların durumu da bizim için Çernobil, Fukuşima ve Metsamor’dan farklı değildir! HES’lerdeki ‘yüksek gerilimli’ enerji nakil hatları, şalt sahaları ve yüzlerce kilometreyi bulan, yaylalarımızı, tarım alanlarımızı, yaşam alanlarımızı ve hatta kentlerimizi sarmalayacak yüksek gerilim hatları da görmezden gelinmektedir! Ki bu yüksek gerilimli hat ve tesislerin canlı yaşama karşı olumsuzları, Çernobil’in etkilerini aratmamaktadır!”
Ayrıca Ömer Şan, bu tehlikelerin karşısında durulmaz ise, zarar görebilecek ve kaybedebileceğimiz alanların varlığına da şöyle dikkat çekti;
“Bu tehlike de göz ardı edilip, önlem yerine yaşamın vazgeçilmezi sularımız, derelerimiz, vadilerimiz, ovalarımız, ormanlarımız, sahillerimiz, yaylalarımız, bütün bunların ayakta tutarak var ettiği yaşam alanlarımız hala, siyasi iktidarlar öncülüyle yerli ve uluslararası şirketlerin topyekun saldırılarına açılıyor, yağmalatılıyor. Eğer, daha yaşanabilir bir Dünya, iklim değişikliği ve küresel ısınmanın önüne geçilmek isteniyorsa bütün bu saldırılar, yapılan ve planlanan çalışmalar derhal durdurulmalı ve iptal edilmelidir!”
YENİ FACİALAR YAŞANMASIN
Daha iyi bir dünya temennisiyle konuşmasını sona erdiren Ömer Şan, yeni faciaların yaşanmaması dileğini de şu sözlerle sundu;
“Ve biz, bütün bu saldırılar karşısında, akla ve bilime dayalı yaşam hakkı doğrultusunda, doğal yaşam alanlarına verilen geri dönüşümsüz zararları önlemek için demokratik ve hukuksal mücadeleyi kararlılıkla sürdüreceğiz. O gün ve bu zamana kadar Çernobil’in etkilerini halktan saklayan, Çernobil’de olduğu gibi dayatmacı zihniyetle bu katliam projelerini üzerimize salan siyasileri, kamu görevlilerini, bürokrat ve sözde bilim insanlarını bir kez daha kınıyor ve protesto ediyoruz.”



