
Ankara’ya İz Bırakanlar Orhan Aydın OSTİM Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı
18/05/2026Ankara Kent Konseyi (AKK) Türkiye ve Dünya tarihine geçmiş olan, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Anma Programı’na ev sahipliği yaptı.
Ankara Kent Konseyi (AKK) Türkiye ve Dünya tarihine insanlık tarihinin en ağır acılarından biri olarak geçen 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Anma Etkinliğine kapılarını açarak, kaybedilenleri kendi çatısı altında yâd etti.
82 YILLIK BÜYÜK ACI KENT KONSEYİ ÇATISI ALTINDA BUGÜNE TAŞINDI
Ankara Kent Konseyi ev sahipliğinde, Ukrayna Ankara Büyükelçiliği ve Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği işbirliğinde hayata geçirilen programda; yapılan konuşmaların yanı sıra, sergilenen film ve tiyatral gösteriler eşliğinde 82 yıl önce bugün tarihe silinmez izler bırakan büyük acı, günümüze taşınarak izleyicileri geçmişe götürdü.
82.Yıldönümü Anma Programına; AKK Başkanı Halil İbrahim Yılmaz, AKK Genel Koordinatörü Ömer Şan, Turan Devletleri Birleşik Konfederasyonu Genel Başkan Vekili Evrensel Fatih Emre, Ukrayna Ankara Büyükelçisi Nariman Celal, Çek Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Petr Stepanek, Polonya Ankara Büyükelçisi Maciej Lang, Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Genel Başkanı Mükremin Şahin, Kırım Vakfı Başkanı Tuncer Kalkay, AKK Yürütme Kurulu Üyesi Birten Gökyay İYİ Parti Ankara İl Başkanı Dr. Yener Yıldırım ve çok sayıda izleyici katıldı.
Programın açılış konuşmasını gerçekleştiren Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Genel Başkanı Mükremin Şahin şu ifadelerde bulundu;
“1944 sürgünü Kırım Tatar halkının tarihindeki en önemli olaydır. 1783 yılından başlayan Kıpçağ ve Kırım’ı Tatarsızlaştırma ve Müslümansızlaştırma siyasetinin en son zirvesidir. Halka liderlik yapacak bütün ziyalların yok edildiği bir süreçte soykırımın son noktasıdır. Halkımız bu şartlar altında dünya tarihinde eşine rastlanmadık bir direniş ve var olma mücadelesini vermiş ve başarmıştır, boyun eğmeyen halk, diz çökmeyen halk sıfatını halk sıfatını hakkıyla kazanmıştır. Bir milli hareket olarak, bir insan hakları hareketi olarak, bir hukukla adalet hareketi olarak sadece Sovyet Aydınları arasında değil, bütün dünyada nam ve itibar kazanmıştır. Sovyetlerin dağılmasından sonra geçen 23 yıllık süre içerisinde yaralarını sarmak ve milli, dini kurumlarını inşa etmek içerisinde olan Kırım Tatarları 2014 yılında sudan bahanelerle ve yalanlarla vatan Kırım’ın yeniden işgal edilmesiyle karşı karşıya kalmıştır. Kırım Tatarları hiç tereddüt etmeden, işgalcilere karşı Ukrayna halkıyla beraber mücadele başlamıştır ve bugün de bu mücadele kararlılıkla devam etmektedir. Ukrayna’nın geleceği Kırım Tatarlarıyla beraber yüksek seviyede olacaktır. Şu anda 20’den ziyade ülkede yaşayan Kırım Tatarları Türkiye’mizin doğal diasporası olduğu kadar, Ukrayna’nın da diasporasıdır. Kırım Tatarları bu mücadelede sadece Ukrayna’nın yanında olmamıştır, diktatörlüğe karşı, sömürgeciliğe karşı asimilasyoncu politikalara karşı demokrasinin, uluslararası hukukun insan haklarının ve özgürlüğün yanında yer almıştır. Ortalık toz dumandır, ama biz aydınlık, parlak geleceğimizi çok net görüyoruz.”
Programda açılış konuşması gerçekleştirmek için söz alan Ukrayna Ankara Büyükelçisi Nariman Celal ise şöyle konuştu;
“Bugün burada 20. Yüzyılın en karanlık suçlarından birinin, Kırım Tatar halkına karşı işlenen soykırım kurbanlarının hatırasını yaşatmak için toplandık. Bundan 82 yıl önce, 18 Mayıs 1944 sabahının ilk saatlerinde Sovyet Askerleri Kırım’ın dört bir yanındaki Kırım Tatarlarının evlerine aynı zamanda girdiler. Sadece 3 gün içerisinde yaklaşık 200 bin insan sürgün edildi. Bunların içerisinde çoğunlukla, çocuklar, kadınlar, yaşlılar vardı. Bu bir yer değiştirme değildi, bu bir tahliye değildi, bu bir soykırımdı. Kırım Tatar halkı 2. Dünya Savaşı sırasında ülkelerini savunurken, aileleri yük vagonlarına dolduruluyorlardı. Yolculuk sırasında ve sürgünlük ilk yıllarında Kırım Tatar halkının neredeyse yarısı açlık, hastalık ve insanlık dışı yaşam koşulları nedeniyle hayatını kaybetti. Kırım Tatar halkına dair her açıdan bütün kayıtlar, izler silinmeye çalışıldı, bütün bir halkın yalnızca fiziksel olarak değil, tarihsel olarak da yok olması istenmiştir. Kırım Tatar halkının yaşadığı zor zamanlar 1944 yılında sona ermedi, 2014 yılında tarih Kırım Tatar halkının kapısını yeniden çaldı, baskının, korkunun sömürgesi ve şiddetin aynı mantığını yeniden beraberinde getirdi. Bu yalnızca bir işgal değildir, bu Kırım’ın kimliğini değiştirmek girişimidir. Ama anlamadıkları bir nokta var, bir halk sürgün edilebilir, bir halk zulme uğrayabilir, bir halk hapsedilebilir ama hafızasını koruyan bir halk asla yenilmez. Kırım Ukrayna’dır, Kırım Tatarları Kırım’ın yerli halkıdır, onların topraklarında kimliklerini kendi kendilerine yönetim haklarına ve geleceklerine müdahale tartışma konusu olamaz.”



