
AKK Başkanı Halil İbrahim Yılmaz Ankara Open WTA 125 Turnuvası’na Katıldı
28/09/2026
AKK Başkanı Halil İbrahim Yılmaz, Gençlerbirliği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mehmet Doğru’yu Ağırladı
28/09/2026Neşet Ertaş Halk Ozanı 1938–2012
“Bozkırın Tezenesi”
“Gönül Dağı”ndan Başkent’e Uzanan Bozkırın Sesi
Bir tel titredi, bozkır dile geldi.
Kimi zaman gurbeti anlattı, kimi zaman sevdayı; kimi zaman ayrılığı, kimi zaman insanın içine söyleyemediği ne varsa sazının tellerine bıraktı. Neşet Ertaş’ın sesi yalnızca türkülere değil, Anadolu’nun ortak hafızasına işlendi.
1938 yılında Kırşehir’de dünyaya gelen Neşet Ertaş, Orta Anadolu Abdal müzik geleneğinin büyük ustalarından babası Muharrem Ertaş’ın yanında sazla, sözle ve bozlakla büyüdü.
Küçük yaşlarda keman ve bağlama çalmayı öğrendi; babasıyla birlikte yörenin düğünlerinde saz çalıp türküler söyledi.
Henüz 14 yaşındayken Muzaffer Sarısözen’in yönettiği Ankara Radyosu’ndaki “Yurttan Sesler” programında söylediği bozlakla sesi geniş kitlelere ulaşmaya başladı. Sonraki yıllarda Ankara Radyosu’na “misafir mahallî sanatçı” olarak çağrılan Ertaş, yirmi yılı aşkın süre boyunca radyoda sazı ve sözüyle dinleyicilerle buluştu.
1957 yılında İstanbul’da ilk plağını dolduran Ertaş, yaklaşık iki yıl süren İstanbul yıllarının ardından 1958’de Ankara’ya döndü. Başkent’te Kazablanka Gazinosu’nda sahne almaya başlayan sanatçı için Ankara, sanat yolculuğunun en önemli duraklarından biri oldu.
Kırşehir’den yükselen o yanık ses, Başkent’te yankılandı; Ankara’dan Anadolu’nun dört bir yanına yayıldı.
“Garip” mahlasıyla eserler veren Neşet Ertaş; aşkı, ayrılığı, hasreti ve gurbeti gösterişli sözlere ihtiyaç duymadan anlattı. Onun türkülerinde insan bazen bir “Gönül Dağı”nın eteklerinde, bazen bozkırın ortasında, bazen de uzaklarda bıraktığı bir sevdanın izinde kendini buldu.
Abdal müzik geleneğini kendine özgü bağlama tekniği, türkü ve bozlak söyleme tavrıyla farklı bir boyuta taşıyan Ertaş, ardında kuşakları aşan büyük bir kültür mirası bıraktı. 2009 yılında “Yaşayan İnsan Hazineleri Türkiye Ulusal Envanteri”ne kaydedildi.
25 Eylül 2012’de aramızdan ayrılan “Bozkırın Tezenesi”nin ardından sazının telleri sustu belki…
Ama bozkırın sesi susmadı.
Kırşehir’den Ankara’ya, Ankara’dan bütün Anadolu’ya uzanan türkülerinde; sevdanın, gurbetin ve gönlün dilinde yaşamaya devam ediyor.
“Gönül dağı yağmur yağmur boran olunca…”
O gönül dağı hâlâ aynı türkülerle yankılanıyor.
Çünkü Neşet Ertaş’ın sazından yükselen ses, Ankara’dan geçip yalnızca Anadolu’ya değil, gönülden gönüle uzanan bir iz bıraktı.



