
Ankara Kent Konseyi’nden 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Mesajı
28/10/202629 Ekim 2026 | Cumhuriyetimizin 103. Yılı
“BİR MİLLETİN İRADESİ, BİR CUMHURİYETİN HAFIZASI”
“Bazı binalar tarihe tanıklık eder. Bazıları ise tarihin yazıldığı yere dönüşür.”
Bazı salonlarda konuşmalar yapılır, bazı salonlarda kararlar alınır. Bazı salonlar vardır ki duvarları yalnızca sesi değil, bir milletin geleceğini şekillendiren iradeyi taşır.
Ankara’nın kalbinde, Ulus’ta yükselen II. Türkiye Büyük Millet Meclisi binası, işte böyle bir yer…
Bugün Cumhuriyet Müzesi olarak ziyaretçilerini ağırlayan bu tarihî yapı, yalnızca geçmişin izlerini taşıyan bir bina değil; Cumhuriyet’in kökleşmesine, gelişmesine ve Türkiye’nin yeniden şekillenmesine tanıklık eden bir hafıza mekânıdır.
ÇÜNKÜ CUMHURİYET, YALNIZCA BİR YÖNETİM BİÇİMİ DEĞİL; BİR MİLLETİN KENDİ GELECEĞİNE SAHİP ÇIKMA İRADESİDİR.
Takvimler 29 Ekim 1923’ü gösterdiğinde, Ankara’da tarihî bir karar alındı.
Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edilen anayasa değişikliğiyle devletin yönetim şekli Cumhuriyet olarak belirlendi ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Cumhurbaşkanı seçildi.
Cumhuriyet’in ilan edildiği I. TBMM binasında alınan bu tarihî karar, millî egemenlik ilkesinin devletin yönetim biçiminde açıkça karşılık bulduğu yeni bir dönemin başlangıcı oldu.
Bir millet, kendi kaderini belirleme iradesini Cumhuriyet’le taçlandırdı.
Ve Ankara, bu büyük dönüşümün merkezi oldu.
Cumhuriyet’in ilanına ev sahipliği yapan I. TBMM binasının ardından, 18 Ekim 1924’te hizmete açılan II. TBMM binası, genç Cumhuriyet’in gelişim yolculuğunda önemli bir sorumluluk üstlendi.
Mimar Vedat Tek tarafından tasarlanan ve başlangıçta Cumhuriyet Halk Fırkası binası olarak düşünülen bu yapı, 1924’ten 1960’a kadar Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne ev sahipliği yaptı.
Bu çatının altında yalnızca yasalar görüşülmedi.
Cumhuriyet’in kurumsallaşmasına yön veren kararlar alındı.
Atatürk ilke ve devrimlerinin hayata geçirildiği, toplumsal ve hukuksal dönüşümlerin yaşandığı yıllara tanıklık edildi.
Türkiye’nin çok partili siyasal hayata geçişi ve 1950 yılında seçimler sonucunda gerçekleşen iktidar değişimi, bu tarihî binanın hafızasında yerini aldı.
Çünkü bir Cumhuriyet kurmak tarihî bir adımdır. Onu kurumlarıyla, hukukuyla, eğitim anlayışıyla ve toplumsal yaşamıyla geleceğe taşımak ise kuşaklar boyunca süren bir sorumluluktur.
II. TBMM binası, işte bu sorumluluğun tarihî tanıklarından biridir.
Bu salonun kürsüsünden yükselen en önemli seslerden biri de Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e aitti.
Atatürk, 15–20 Ekim 1927 tarihleri arasında Cumhuriyet Halk Fırkası’nın İkinci Büyük Kurultayı’nda Büyük Nutuk’u okuyarak Millî Mücadele’den Cumhuriyet’e uzanan tarihî süreci belgeleriyle anlattı.
Altı gün süren bu anlatı, geçmişin bir değerlendirmesi olduğu kadar Cumhuriyet’in gelecek kuşaklara bırakılan sorumluluğunun da güçlü bir ifadesiydi.
Ancak bu binanın hafızası yalnızca bir konuşmadan, bir karardan ya da bir dönemden ibaret değildir.
Bu bina; millet iradesinin Meclis çatısı altında temsil edildiği, Cumhuriyet’in temel değerlerinin kurumsal yaşamda karşılık bulduğu ve yeni Türkiye’nin geleceğinin şekillendirildiği yılların sessiz tanığıdır.
30 Ekim 1981 tarihinde Cumhuriyet Müzesi olarak ziyarete açılan yapı, bugün ziyaretçilerini tarihin yalnızca anlatıldığı değil, yaşandığı salonlarla buluşturuyor.
Bir zamanlar milletvekillerinin oturduğu sıralar, alınan kararların yankılandığı duvarlar ve tarihe geçen konuşmaların yapıldığı kürsü…
Hepsi aynı gerçeği hatırlatıyor:
Cumhuriyet, geçmişte tamamlanmış bir hikâye değil; her kuşağın bilgiyle, emekle ve sorumlulukla geleceğe taşıdığı ortak bir değerdir.
Bugün, Cumhuriyetimizin 103. yılında, Ulus’taki bu tarihî binaya baktığımızda yalnızca bir mimari eser görmüyoruz.
Bir milletin bağımsızlık mücadelesinin ardından kurduğu devletin gelişimini, millî egemenliğin kurumsallaşmasını ve Cumhuriyet’in nesiller boyunca taşınan mirasını görüyoruz.
Çünkü Cumhuriyet’in büyüklüğü yalnızca kurulduğu günde değil, 103 yıldır yaşatılan değerlerinde saklıdır.
Ve bazı yapılar yalnızca geçmişi korumaz; geleceğe karşı sorumluluğumuzu da hatırlatır.
Cumhuriyetimizin 103. yıl dönümünde; bağımsızlık mücadelesine öncülük eden, millî egemenliği Cumhuriyet’le taçlandıran ve gelecek kuşaklara eşsiz bir miras bırakan Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, silah arkadaşlarını ve Millî Mücadele’nin bütün kahramanlarını saygı, rahmet ve sonsuz minnetle anıyoruz.
29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun!








