
Ankara’ya İz Bırakanlar: Bir Cumhuriyet Kadını Birten GÖKYAY
29/12/2025
AKK Yürütme Kurulu’ndan Yeni Yıl Mesajı
31/12/2025Radyo Trafik Ankara’nın, başkente kucak açan ve Ankaralıya seslenen yepyeni programı “Kentine Gel” ilk yayınıyla dinleyiciyle buluştu.
Radyo Trafik Ankara’nın Yayın Müdürü Erol Tümtaş ile programın daimi konuğu Gazeteci Fatih Tekeci’nin sunduğu yayının ilk konuğu, Ankara Kent Konseyi Başkanı Halil İbrahim Yılmaz oldu.
Yılmaz, Ankara’nın kimliğini, kent hakkını, kentlilik bilincini ve ortak akıl çalışmalarını anlatarak “Kentine Gel”e güçlü bir başlangıç yaptı.
Ankara’yı sadece yollarda değil, hayatın içinde de her yönüyle konuşacaklarını belirten Tümtaş ve Tekeci, yayında Ankara Kent Konseyi’nin “Kentine Gel” platformunu ve bu çağrının çıkış noktasını da gündeme taşıdı.
Konuya ilişkin soruları yanıtlayan AKK Başkanı Halil İbrahim Yılmaz, “Kentine Gel”in; Ankara’nın kültürel hafızasını korumak, kent aidiyetini artırmak ve ortak yaşam bilincini güçlendirmek amacıyla doğduğunu vurguladı.
“BAŞKENTİ SAHİPLENMEYE BİR ÇAĞRIDIR “KENTİNE GEL”!…”
Bu platformun sadece bir arşiv değil, aynı zamanda başkenti sahiplenmeye bir çağrı olduğunu dile getiren Yılmaz sözlerine şu şekilde devam etti;
“Başkent Ankara, zengin bir medeniyeti miras alan milletin, daha da zenginleştirerek geleceğe taşıyacağı mirastır. Bu mirası taşımak, aidiyet ve sorumluluk ister. Kendine tapan, sadece kendi çıkarını düşünen bireylerin; ortak akıl, kamu yararı ve kent vicdanı gibi değerlere katkı sunması beklenemez. Ankara, ancak kentine inanan ve kent için üreten insanlarla zenginleşir. Ben diye kendine tapan insanların kentine faydasının olması beklenemez.
Kent hikayeleri, birikmiş emekler, beş bin yıllık geçmişin taşıdığı değerler; aslında bir kişinin değil, kentin ortak hafızasının ürünüdür. Farklı disiplinlerin katkılarıyla oluşan bu değerleri bir araya getirip, politik ya da ekonomik menfaat gözetmeden sadece kentin hafızasını korumak amacıyla bir platformda toplama arzusu; bana ait değil, zaten kentin kendi işiydi.
Siz de bu yayınınızla, bu sürecin başlangıcı için gereğini yaptınız. Farkındalığınız ve hassasiyetiniz için teşekkür ederim. Bu sadece bir anlatı değil, kent için hepimizin bir görevidir. Bu platform, sadece konuşmak için değil; iz bırakmak, emek vermek ve birlikte çoğalmak için var olacak.”
“ANKARA KÜTÜPHANESİ’Nİ KURALIM, KENTİN HAFIZASINI SELAMLAYALIM!”
“Kentine Gel” platformunun hazırlık sürecine ve çıkış noktasına dair soruları yanıtlayan Halil İbrahim Yılmaz, Ankara’da uzun süredir hissedilen bir kent müzesi ve kent kütüphanesi eksikliğine de dikkat çekti.
Yılmaz; “Kent müzesi ve kent kütüphanesi eksikliği ise benim uzun süredir duyduğum bir ızdırap. Bu tür yapıları oluşturmanın kolay olmuyor. AKK Kent Araştırmaları ve İstatistikleri Çalışma Grubu’nun tavsiye kararı doğrultusunda, Ulus’taki heykelin arkasında 200 metrekarelik bir alanı şimdiden hazırlıyoruz ancak bunun yetmeyeceğini de biliyoruz. Çalışma grubumuza “Nasıl yapalım?” diye sorduğunda, çözüm yine katılımcı akılda bulundu ve çalışma grubumuz tarafından tavsiye kararına dönüştü. Ankara’ya dair içerik taşıyan herkes, elindeki ya da karşılaştığı kitap, dergi, broşür ve belgeleri Kent Konseyi’ne teslim edebilecek. Her içerik tutanakla, sahibinin adıyla alınacak ve Ankara Kitaplığı’nda ölümsüzleşecek.
Bu çağrı, hem hafızayı koruma hem de emeğe saygı açısından güçlü bir dayanışma daveti. Ve bu karar dün itibariyle alınmışken, ilk kez burada duyuruluyor; tutanaklar ile teslim alacağımız ve kentlilerin kendi adlarıyla yaşatılacak eserler ile Ankara Kitaplığı kuruluyor, sadece Ankara içerikleriyle. Katkı sunmak isteyen herkese kapısı açık. Çünkü bu kent, hafızasını koruyanların kenti. Kent konseyi bütçesiz iş yapma konusunda maraton koşan bir yapı zaten. Bu konuda Gerekirse hassasiyetle yaklaşacağına emin olduğum Büyükşehir Belediye Başkanımızdan yardım talep edelim ve hep birlikte bu kentin hafızasını selamlayalım.
“Kentine Gel” yalnızca dijital bir platform değil, başkentin hafızasını kentlilik bilinci ile görünür kılma çabasıdır. Bu eksikliği dijital dünyada bir adım öne taşıma hedefindeyiz. İşte bu sebeple de Kent Kütüphanesi fiziksel olarak kurulana kadar, bu dijital yapının hem bir köprü hem de bir çağrı niteliğini taşıyacağını düşünüyorum” şeklinde değerlendirmelerine devam etti.
“KENDİMİZE GELMEMİZ İÇİN ÖNCE KENTİMİZE GELMEMİZ LAZIM!…”
“Kendimize gelmek istiyorsak, önce kentimize gelmeliyiz” diyen Yılmaz; “Ankara’nın tedavi edici bir gücü var. Farkındalık arayan herkes için Ankara, doğru bir adres” diyerek başkentin sadece coğrafi değil, ruhsal bir merkez olduğunu vurguladı.
Başkent Ankara’da yaşayan sanatçılara, edebiyatçılara, düşünürlere, şairlere ve onların eserlerine değinen Halil İbrahim Yılmaz konuşmasında;
“Gelecek kuşaklar bu kentten ilham alsın. Birbirini boğmayı değil, doğadan ve bu medeniyetten beslenmeyi öğrensin. Ankara’nın hem tarihsel hem de kültürel sorumluluğunu, içinde bulunduğu toplumsal atmosferle birlikte ele almalıyız. Bu toplumu artık değerler tüccarlığı yordu, ne yazık ki değerlerin istismar edildiği bir coğrafyada yaşıyoruz. O zaman bu tüccarlara da savaş ilan etmemiz gerekiyor.” dedi.
“ANKARA’NIN GELECEĞİ, BUGÜNÜN ÇOCUKLARINA HANGİ KELİMELERİ ÖĞRETTİĞİMİZLE ŞEKİLLENECEK”
Başkentin kültür ve değerlerinin gelecek kuşaklara aktarılması konusunda çağrı yapan Yılmaz;
“Ankara neden gerektiği gibi anlatılamıyor. Ankara sessiz ama derin bir kent. Dirençli, gösterişsiz ama onurlu bir kent. Soğukkanlı, vefalı, sade ama onurlu bir ruh kenti. Bu kentin sorumluluğunu ve ruhunu yeniden örgütlemeli, kent değerleri üzerinden sağlıklı bir iletişim kurmalıyız. Bu, sadece bir kent tanımı değil; bir çağrıdır. Ankara’yı tanımaya, anlamaya ve birlikte yeniden inşa etmeye dair bir çağrı. Yetişkinler çoğu zaman kentin kaynaklarını kişisel çıkarları için tüketmiş, ortak aklı bastırmış, adeta “aynı dinden, aynı anadanmış gibi birleşip” organize suç yapısına dönüşen rant ağlarına dönüşmüş durumda. Üç yaşından başlayalım Ankara cümlelerine, çocuklara daha en erken yaşlardan itibaren kent sevgisi, aidiyeti ve sorumluluğu kazandırılması gerekiyor. Bu sözler, bir uyarı olduğu kadar bir strateji önerisidir; Ankara’nın geleceği, bugünün çocuklarına hangi kelimeleri öğrettiğimizle şekillenecek.” dedi.
“KURALA DEĞİL, KÜLTÜRE DAVET ETTİK!…”
Radyo Trafik Ankara ile Ankara Kent Konseyi iş birliğinde yürütülen ve başkentte geniş yankı uyandıran “Şeridinde Kal” projesine dair değerlendirmelerde bulunan Halil İbrahim Yılmaz, sözlerine şöyle devam etti;
“Bu kampanya bir kural hatırlatmasından öte, bir kent kültürü çağrısı idi ve destekleriniz ile de yankısı büyüdü. Şeridinde kalmak, yalnızca trafikte değil; hayatın her alanında sınırına, hakkına, sorumluluğuna sahip çıkmaktır. Bu iş birliği sadece trafikte değil, toplumsal farkındalıkta da bir örnek oldu. Radyo Trafik Ankara ile birlikte yürüttüğümüz Şeridinde Kal, Ankara’da ortak yaşam kültürünü güçlendirmek adına çok kıymetli bir adımdır”
Ayrıca, Ankara Kent Konseyi’nin yürüttüğü çalışmaların gönüllülük esasına dayandığını hatırlatarak, şehrin geleceğini birlikte kurmanın yolunun; ortak değerlerde buluşmak ve bu değerleri birlikte korumaktan geçtiğini hatırlatan Yılmaz;
“Kent Konseyi olarak bugüne kadar yaptığımız çalışmalar yalnızca masa başında değil; sahada, insanlar arasında, ortak akılla şekillenmiş çalışmalar. Çevre, ulaşım, gençlik, kadın, engelli hakları, kültürel miras, sürdürülebilirlik ve daha pek çok başlıkta fark ettirmeden ama istikrarlı biçimde kent hayatına dokunan işler yapıldı. Ve en önemlisi; tarafsız, bütçesiz ve gönüllülükle. Kent Konseyi’nin büyüklüğü belki binasında değil ama, Ankara’ya emek veren binlerce insanın ruhunda, aklında ve dayanışmasında. Bu destek ve görünürlük sayesinde daha da güçleneceğiz.” değerlendirmesinde bulundu.
“BU SEYİRDE HERKES KAPTAN!…”
Ankara’nın çeşitliliğini korumak ve geliştirmek için şehrin yaşayan ve nefes alan bir yapıya dönüşmesinde kritik bir rol üstlenen Ankara Kent Konseyi çalışmalarına değinen AKK Başkanı Yılmaz;
“2019’da, “Bu kentte yaşayan herkesin aklına ihtiyacım var” şeklinde güçlü bir ses tüm kenti sardı. Ve bu sesin verdiği özgüvenle, Ankara Kent Konseyi önce yelken açtı; Sonra da “BU SEYİRDE HERKES KAPTAN” diyerek “tam yol ileri” baktı. Bu yolumuz bir “ses” getirdi bugün. Ankara Kent Konseyi, bu süreci de “Sözün Sesi, Yazının İzi Vardır” gerçekliğinden çıkarak örnek olabilecek güçlü bir eser haline getirdi. “Seyir Defteri” Bu eserimizde ve sesimizde sözde Ankaralılar yok. Çünkü bu eserin her bir sayfasında emek, alın ve akıl teri var.
Her şeyden önce bu eserin her sayfasında ATATÜRK’ün, “Ankara’nın ve Ankaralıların benim gönlümde bambaşka bir yeri vardır” dediği Ankaralılar var. Yenilikçi ve yaratıcı yaklaşımlarıyla kentimizdeki mekânlarda, yürütme ve danışma kurullarımızın ve meclislerimizin katılımları ile her STK ve her paydaştan en az 1 kişi temsille 3000’i aşan bileşenimiz, 63 çalışma grubumuz ve Büyükşehir Belediye Başkanı’mızın çağrısına yanıt veren 100 bini aşan aktif yurttaş katılımımız ile 2000’den fazla etkinlik ve organizasyon yaparak; ortak aklın gereği ile almış olduğumuz tavsiye kararlarını ileterek, mimariyle, kültürle, yaşamla, ekonomiyle, sanatla ve yerel yönetimlerle kentimizi tekrar bir araya getirdik. “Tarlada izi olmayanın harmanda sözü/yüzü olmaz.” atasözü anlatısına uyan Seyir Defteri’nde yazılı olarak ancak 1734 sayfaya yer verebildik. Seyir Defteri’nin 1734 sayfası, kente dair uzun süreli bir emeğin, gözlemin ve kayıt tutmanın ürünü. 20 bini aşkın sayfa ve arşiv niteliği ise, bu emeğin ne kadar kapsamlı ve sahici olduğunu gösteriyor. “Kentine Gel” ise bu birikimin üzerine kurulan, kent hafızasını sahiplenen, görünür kılan ve çoğaltmayı amaçlayan bir dijital platform fikri olarak doğdu.” şeklinde konuştu.
“KENTE DAİR SORUNLAR PARTİLİ DEĞİL, ORTAKTIR”
Kent hakkı ve kentli hakkı tanımları ile kent sorunlarına ve çözüm önerilerine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan AKK Başkanı Yılmaz;
“Kent hakkı, herkesin yaşadığı şehirde eşit, adil, güvenli, katılımcı ve sürdürülebilir bir yaşam sürebilme hakkıdır. Aynı zamanda bireylerin kent politikalarında söz sahibi olmasını, kente dair kararlarda katılımcı olmasını da savunur. Kent, sadece orada yaşayanların değil, o kente birlikte yön verenlerin de alanıdır. Ancak buradan çok net bir şey de söylemek istiyorum; herhangi bir sorunu kullanarak siyasi gol çıkarmaya çalışmamalıyız. Sorunlar üzerinden siyasi çıkar elde etmeye çalışmak, çözümü geciktirir, toplumu kutuplaştırır ve ortak iyiyi görünmez kılar. Kente dair sorunlar partili değil, ortaktır. Sorunların dışına çıkmadan, sorunlarda kalmalı, sahiplenmeli ve omuz omuza çözmeliyiz. Çözümler de omuz omuza olur ve birlikte değer kazanır, işte bu tutum, kent hakkının özüdür.
Kent hakkı doğuştan gelen, koşulsuz ve pazarlık konusu edilemeyecek bir haktır. İnsanların yaşadıkları şehirde temel ihtiyaçları için bile talepte bulunurken minnet etmek zorunda bırakılmasını, normal olanı, doğal olanı yapınca birbirimize teşekkür etmemizi kabul edilemez görüyorum.
Düşünmek için bir kurumsal kimliğe itaat mi etmeliyim? Tüm partilerin iyi sözlerini aynı anda duymak neden günah olsun ya da? Ancak kentlerin kaynaklarına çöreklenen, duyguları ve değerleri araçsallaştıran kişiler artık yalnızca bireysel değil, örgütlü bir tehdit oluşturuyor. Ve bu tehdide karşı, tüm siyasi partilerin, STK’ların, bireylerin ortak bir direnç göstermesi gerekiyor.
Korkaklığını terk etmesi lazım bu kentin bence. Örgütlü davranış bozukluğu sergileyen yapılar karşısında artık kentin sabrının taşmıştır ne yazık ki. Dip bir dalga var burada. Herkes haddini bilmeli. Bu dip dalga, siyasi görüş fark etmeksizin her mahallenin içinde var, her disiplinde, her kesimde kök salmış durumda, kenti savunanların iç sesi artık bastırılamayacak kadar güçlü. Oysa ki Ankara manevi ve ahlaki liderlik sorumluluğunu taşıyan bir şehir, artık kent kültürüne karşı işlenen suçlara karşı sessiz kalınamayacağını yüksek sesle ilan etmek gerekiyor.” dedi.
“ANKARA BİR ŞEHRİN DEĞİL, BİR FİKRİN, BİR İDDİANIN VE MUZAFFER OLUŞUN ADIDIR!”
Ankara’nın sıradan bir şehir değil; bir kimlik, bir iddia ve bir duruşun sembolü vurgulayan Yılmaz;
“Ankara; Hezeyan karşısında heyecanın, karanlık karşısında aydınlığın kentidir. Zulmün karşısında bazen merhamet, bazen mukavemettir Ankara. Esaret karşısında cesaretin, kula kul olmamanın adıdır. Bu kent bir merkez değil, bir medeniyetin yeniden doğuşudur. Köksüzlüğe karşı hafıza, hedefsizliğe karşı iddia, teslimiyete karşı cesarettir.
Orhan Veli’den Cemal Süreya’ya, Ece Ayhan’dan Turgut Uyar’a kadar pek çok büyük edebiyatçının Ankara’daki izlerine de dikkat çeken AKK Başkanı, kentin sokaklarının sadece taşlardan değil, hikâyelerden ve emeklerden de oluştuğunu hatırlattı.
Yılmaz; Ankara’nın kültürel geçmişine ve köklü tarihine saygı duymayanlar, onu gelecek için de taşıyamaz. Bu değerleri sadece tüketmek ya da istismar etmek değil; yaşatmak ve yaymak gerekir. “Kentine gel” çağrısı, önce kendine gelmek, yani kimliğini, değerini, tarihini tanımak anlamına geliyor. Bu bir umut ve eylem çağrısıdır bu. Ankara’nın erdemle, bilgiyle, sanatla yoğrulmuş ruhunu yeniden hatırlatma ve çoğaltma çağrısı” değerlendirmeleri ile, Radyo Trafik Ankara’ya teşekkürlerini sunarak sözlerini sonlandırdı.


