
ANKARA KENT KONSEYİ’NİN 6. YÜRÜTME KURULU TOPLANTISI YAPILDI
02/08/2025
2. Başkent Etkileşim Buluşmaları Başlıyor!
30/07/2025Kırılgan Tüketici Gruplarının Korunmasına Yönelik Tüketici Politikaları: Kadın, Çocuk ve Genç Tüketicileri Korumaya Yönelik Öneriler
1. Giriş
30 Mayıs 2025 tarihinde, Ankara Kent Konseyi Tüketici Hakları Çalışma Grubu tarafından düzenlenen “Yüksek Risk Altındaki Tüketiciler: Kadın, Genç ve Çocuk Tüketicilerin Korunması” başlıklı çalıştayda, kırılgan tüketici grupları olarak adlandırılan kadın, çocuk ve genç tüketicilere yönelik güncel riskler ve bu risklere karşı yerel düzeyde alınabilecek önlemler tartışmaya açılmıştır.
Bu rapor, söz konusu çalıştayın çıktılarından hareketle kaleme alınmış; kadın, çocuk ve genç tüketicilerin hem fiziksel hem de dijital ortamlarda karşılaştıkları cinsiyet temelli, ekonomik ve davranışsal risklere karşı toplumsal cinsiyet duyarlı, hak temelli ve katılımcı bir tüketici koruma politikasına katkı sunmayı amaçlamaktadır.
Söz konusu Çalıştayda, katılımcılar tarafından ortak akıl çerçevesinde öne çıkan değerlendirmeler, paydaş görüşleri ve örnek uygulamalar ışığında, Ankara Büyükşehir Belediyesi ile ilçe belediyeleri arasında eşgüdümü esas alan ve belediye zabıta birimleri ile birlikte tüketici derneklerinin, kadın, genç ve çocuk hakları dernekleri ve platformlarının aktif rol üstlenmesini öngören bir yaklaşım geliştirilmiştir.
Rapordaki önerilerin gerek Büyükşehir Belediye Meclisi, gerekse ilçe belediye meclisi kararlarıyla geliştirilecek kapsamlı bir eğitim ve farkındalık oluşturma aksiyonuna dönüştürülmeleri nihai amaç olarak benimsenmiştir.
2. Risk Alanları
Kadınlar ve Reklam Endüstrisi
Kadın tüketiciler, reklamcılık ve hizmet alanlarında cinsiyetçi kalıp yargıların hedefi haline gelmektedir. Medya ve pazarlama sektörleri, kadınları büyük ölçüde annelik, ev içi sorumluluklar veya estetik görünüm gibi toplumsal rollerle ilişkilendirerek sunmakta; bu da tüketim baskısı yaratan, zaman zaman sağlığa zararlı ürünlerin teşvik edildiği bir reklam iklimi oluşturmaktadır. Güzellik ve gençlik temalı ürünlerin, kadınlara yönelik duygusal manipülasyonlarla pazarlanması; form, giyim, kozmetik ve hijyen ürünlerinde beden ve kimlik çeşitliliğini dışlayan uygulamalarla birleşince, kadın tüketiciler ticari ayrımcılığın sistematik hedefi olmaktadır. Ayrıca, kıyafet veya fiziksel görünüm nedeniyle hizmete erişimde yaşanan ayrımcılık hâlâ yaygındır.
Kadın Ürünlerinde Ürün Güvenliği
Kadın tüketicilere yönelik ürünler ile anne-çocuk sağlığı ürünlerinde, ancak özellikle hijyen, bakım ve güzellik ürünlerinde, yeterli bilimsel değerlendirme yapılmaksızın piyasaya sürülen ürünler ciddi sağlık riskleri barındırmaktadır. Menstrual ürünler, ağda ve cilt beyazlatıcılar gibi doğrudan vücutla temas eden ürünlerin içeriği çoğu zaman tüketiciye açık bir şekilde sunulmamakta; ürün etiketleri yanıltıcı olabilmekte ya da sağlık risklerini görmezden gelen söylemlerle pazarlanabilmektedir. Ayrıca bu ürünlerin tanıtımında sıklıkla “hijyen”, “temizlik”, “rahatlık” gibi kavramlar, utanç ya da yetersizlik hissiyle ilişkilendirilerek kadınlara psikolojik baskı uygulanır. Tüketicinin korunmasına ilişkin yasal çerçevede yer alan ürün güvenliği ilkeleri, bu ürünlerde cinsiyet temelli etkiler açısından da değerlendirilmelidir. Yerel denetim birimlerinin, bu alandaki ürünlere yönelik denetimlerde özellikle bileşen şeffaflığı, yan etki bildirimi ve reklam söylemi bakımından dikkatli olması gereklidir.
Kadın Borçluluğu Kavramı
Kadınlar, özellikle düşük gelirli veya hane geçimini sağlayan bireyler olarak, kredi ve taksitli satış sistemlerinin hedef kitlesi haline gelmektedir. Mikro krediler, ev eşyası ve kişisel bakım ürünleri için taksitli satışlar, hızlı tüketim kredileri gibi uygulamalar ilk etapta erişimi kolaylaştırıcı görünse de, uzun vadede yüksek faiz oranları, gizli masraflar ve yetersiz bilgilendirme nedeniyle ciddi borçlanma riskleri doğurmaktadır. Kadınların borçlanmaya daha açık hale getirilmesi, özellikle sosyal medya ve evden satış sistemlerinde duygusal ve estetik ihtiyaçlar üzerinden manipüle edilmesiyle bağlantılıdır. Taksitli alışverişin finansal okuryazarlık düzeyi düşük bireyler açısından sürdürülemez hale gelmesi, kadın tüketicileri yapısal borç döngüsüne sürükleyebilir. Bu nedenle belediyelerin, kadınlara yönelik borçlanma farkındalığı eğitimi sunması ve yerel finansal rehberlik hizmetleriyle destek sağlaması önemlidir.
Çocuk ve Genç Tüketicilere Dair Riskler
Çocuk tüketiciler, özellikle dijital oyunlar, mobil uygulamalar ve video içerik platformlarında ticari manipülasyonlara en açık gruplar olarak değerlendirilmektedir. Bu nedenle çocuk ve genç tüketiciler, dijital pazarlamanın kontrolsüz doğası nedeniyle özel riskler altındadır. Özellikle video oyunlarında kullanılan loot box (ödül kutusu) sistemleri, oyun içi satın alımların rastgele ödüllerle ilişkilendirilmesi yoluyla çocuklarda kumar benzeri davranışları teşvik etmektedir. Bu sistemler şeffaf değildir, ödül oranları belirtilmez ve harcama sınırlarıyla ilgili bilgiler yeterli açıklıkta değildir. Oyunlaştırılmış satın alma sistemleri, çocukların ürün ya da hizmetlerin gerçek maliyetini kavramasını zorlaştırmakta; reklamlarda yer alan çizgi film karakterleri, renkler ve ödül vaadi gibi unsurlar, çocukların eleştirel düşünme becerileri gelişmeden tüketim kararları almasına neden olmaktadır.
Ayrıca sosyal medya platformlarında çocuk influencer’lar (kidfluencer) üzerinden yapılan örtülü reklamlar, çocukların markalı içeriklerle özdeşleşmesini kolaylaştırmakta, reklam ile eğlence arasındaki çizgiyi silikleştirmektedir. Dikkat ekonomisinin bir parçası olarak, içerikler hızlı tüketim, etkileşim ve takdir kazanımı üzerine kurulmuş olup, gençlerin ekran başında geçirdiği zamanı artırmakta ve tüketim odaklı davranışları normalleştirmektedir.
Genç tüketiciler ise sosyal medya platformlarında hem reklam verenlerin hem de akran baskısının etkisi altındadır. Sosyal medya mecralarında trend ürünler, giyim tarzları ya da yaşam biçimleri sıklıkla tüketimle özdeşleştirilir. Influencer’lar (sosyal medya etkileyicileri) aracılığıyla yürütülen pazarlama kampanyaları, gençlerde ‘yetişme zorunluluğu’ duygusunu besleyerek, ekonomik gerçeklerden bağımsız bir tüketim davranışı modelini dayatmaktadır. Ayrıca üniversite düzeyindeki gençlere yönelik agresif kredi kartı pazarlamaları, abonelik sistemleri ve mobil uygulama içi alışveriş kampanyaları, gençleri uzun vadeli mali risklere açık hale getirmektedir. Bu durum, dijital alanda görünür olma arzusu ile birleştiğinde, ekonomik bağımsızlığı olmayan bireylerde borçlanma ve bağımlılık risklerini artırmaktadır.
Çocuk ve gençlere yönelik dijital risklerden bir diğeri de “dikkat ekonomisi” kavramıyla somutlaştırılmaktadır. Dikkat ekonomisi, dijital platformların kullanıcıların zamanını ve zihinsel enerjisini en uzun süre boyunca çekmek üzere tasarlandığı bir sistemdir. Bu yapay dikkat ortamında, özellikle çocuklar ve gençler algoritmalar tarafından sürekli olarak yeni içeriklere yönlendirilmekte; böylece ekran süresi artarken, içeriklerin ticari niteliği genellikle fark edilmemektedir. Tüketicilerin özellikle duygusal tepkilerini tetikleyen içeriklerin öne çıkarılması, bilinçli ve dengeli tüketim alışkanlıklarının gelişmesini engellemektedir. Genç kullanıcılar; estetik kaygılar, görünürlük arayışı ve akran baskısıyla tetiklenen davranış kalıpları üzerinden, sosyal medyada daha fazla zaman geçirdikçe, tüketime yönlendirilen bir dikkat döngüsünün parçası haline gelmektedir. Çocuklar ise oyun, eğlence ve reklam arasındaki ayrımı yapmakta zorlanarak bu ekonomik düzende yalnızca hedef değil aynı zamanda araç haline gelmektedir. Bu nedenle dikkat ekonomisinin etkilerini sınırlamaya yönelik yerel politika araçları, özellikle medya okuryazarlığı, dijital minimalizm ve süre yönetimi becerilerinin eğitimini içermelidir.
3. Yerel Yönetimlere Yönelik İş Birliği ve Uygulama Önerileri
Tüm bu aktarılan risk faktörleri doğrultusunda, başta Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi olmak üzere, Ankara genelindeki ilçe belediye meclislerinin ortaya koyacakları kararlarla, kadın, genç ve çocuk tüketicilerimizin korunması ve eğitilmesi için aşağıdaki önlemlerin alınması ve uygulanmasının gerekli olacağı değerlendirilmektedir:
3.1 Farkındalık ve Eğitim Programları
- a) Toplumsal Cinsiyet ve Tüketim Atölyeleri (İlçe Belediyesi Koordinasyonu ile):
– Kadın ve Aile Yaşam Merkezlerinde, her ilçede yerel belediyelerin katkısıyla 3 aylık döngülerle atölye programları düzenlenmelidir.
– İlçelere göre planlanacak programlar, kadınlar ve gençlerin tüketici haklarına erişimi artırmayı hedeflemelidir. Programlarda, ürün güvenliği riskleri, finansal okuryazarlık, dijital dünya riskleri gibi kavramlara dair bilgilendirme setleri üretilmeli ve uygulanmalıdır.
b) Belediye Zabıtası Öncülüğünde Eğitim Serisi:
– Zabıta ekipleri, cinsiyetçi uygulamaları tanımlama konusunda eğitilmeli ve “Kadın, Genç ve Çocuklarımızı Koruyalım” konulu seminerler düzenlemelidir.
- c) Okullarda Eğitim Programları (İlçe Milli Eğitim Müdürlükleriyle Ortak):
– Lise düzeyinde reklam okuryazarlığı ve dijital ekonomi riskleri eğitimi verilmelidir.
3.2 Görsel ve Dijital Kampanyalar
– “Dijitalde Bilinçli Kal” kampanyası ile dijital ve açık alanlarda bilinçlendirici mesajlar yayınlanmalıdır.
– ABB TV ve sosyal medya üzerinden reklam okuryazarlığı temalı video serileri ve kamu spotları hazırlanmalıdır.
3.3 Yerel Denetim ve Katılımcı Gözlem
– Kadın STK’ları ve gençlik meclisleriyle ‘Bilinçli Tüketim Farkındalık ve İzleme Komisyonları’ kurulmalıdır.
-Özellikle belediye başkanlarının, sosyal media hesaplarından konuyla ilgili mesaj vermeleri sağlanmalıdır.
-Belediye Meclislerinde ve ilçe kent konseylerinde konuyla ilgili tematik gündemler oluşturulmalıdır.
-Belediye meclislerine yönelik, eğitim programları ve programların başarısı ve sürdürülebilirliği ile ilgili yıllık raporlama yapılmalı ve her rapor dönemi sonrası bir sonraki döneme yönelik eğitim planları üretilerek Meclislerin onayına sunulmalıdır.
4. Sonuç
Ankara Büyükşehir Belediyesi ve ilçe belediyelerinin koordinasyonu, yerel zabıta birimlerinin eğitim süreçlerine katılımı ve sivil toplumla ortak denetim kültürünün geliştirilmesi, kırılgan tüketici gruplarının korunması için stratejik önemdedir.
Sosyal medyada zaman geçiren gençler ve hatta çocuklar dikkate alınarak Ankara Büyükşehir Belediyesi ve sivil toplum kuruluşu işbirliği ile okullarda ve iletişim alanında eğitim veren üniversitelerde medya okuryazarlığı kapsamında e- platformlarda ürünlerin teknik özellikleri yanı sıra ürün güvenliğinin de dikkate alınmasına yönelik bilgilendirici seminerler yapılması amacıyla gerekli çalışmalar gerçekleştirilmelidir.
Ürün güvenliği ve piyasa gözetimi yapmaktan sorumlu Bakanlık ve ilgili kurumlarla iş birliği içerisinde olmak amacıyla, Büyükşehir Belediyesi bünyesinde bir birim oluşturulmalı ve bu kurumların denetimleri sonucu ayıplı, güvensiz ürün olarak belirlenen ürünler ABB TV ve web sayfasında toplumu bilgilendirmek üzere yer almalıdır.
Ankara Büyükşehir Belediyesi ve ilçe belediyeleri koordinatörlüğünde muhtarlıklara
hazırlanacak reklam ve ürün güvenliğine dikkat çeken kamu spotları asılarak, toplumda bu konulardaki farkındalık düzeyi arttırılmalıdır.
Kadın, çocuk ve genç tüketiciler için adil, güvenli ve eşit bir tüketim ortamı oluşturmak yalnızca sosyal adalet değil, aynı zamanda yerel kalkınma hedefidir.


