
AKK Başkanı Halil İbrahim Yılmaz’ın Anadolu Ajans ile Seyir Defteri Röportajı
22/05/2026
Ankara’ya İz Bırakanlar: Mustafa Kemal Kurdaş
22/05/2026(1 Ağustos 1873, İstanbul – 30 Kasım 1951, Venedik)
Ankara’yı yalnızca bir başkent değil, mimari kimliği olan bir şehir haline getiren öncü
- Ulusal Mimarlık Akımı ve “Milli Üslup” sentezlemesi yapan üstad
- Ekonomik gücü mimariye dönüştüren, Ankara’ya kimlik kazandıran mimar
- İtalyan gözüyle Osmanlı Rönesans’ını yaşatmış seçmeci mimari dilin sahibi
- Modern cumhuriyetin başkentini detay işçiliği ve süsleme sanatıyla tanıştıran kişi
Doğu ile Batı’yı sentezleyen mimari yaklaşımıyla tanınan, Birinci Ulusal Mimarlık Akımı’nın önde gelen temsilcilerinden Levanten kökenli İtalyan bir mimardır.
Mongeri, İtalyan kökenli bir ailenin çocuğu olarak İstanbul’da dünyaya gelmiştir. Ailesi, Avusturya’nın 1848’de İtalya’yı işgali sonrasında Milano’dan İstanbul’a göç etmiştir. Babası Dr. Luigi Mongeri, felsefe ve tıp eğitimi aldıktan sonra önce Girit’te görev yapmış, ardından İstanbul’da kolera salgını sırasında yürüttüğü çalışmalarla tanınmıştır. 1857’de Süleymaniye Darüşşifası’na doktor olarak atanmış, 1860’ta başhekim olmuştur. Başarılı çalışmaları sayesinde saray çevresinde tanınan Mongeri, Adile Sultan’ın da doktorluğunu yapmıştır.
Giulio Mongeri, mimarlık eğitimini Milano’daki Brera Akademisi’nde tamamlamıştır. Türkiye’deki mesleki serüveni, eğitimini tamamladıktan sonra İstanbul’da yaşayan annesini ziyaret etmek üzere kente gelmesiyle başlamış, burada bir süre serbest mimar olarak çalışmıştır. 1897 yılında ilk kez Ankara’yı ziyaret etmiş ve bu seyahate dair gözlemlerini Illustrazione Italiana dergisinin XXV. cildinde yayımlamıştır.
1907 yılında İtalyan Büyükelçiliği mimarı olarak atanmış ve aynı yıl Milano Güzel Sanatlar Akademisi’nin muhabir üyesi seçilmiştir. 1909’da Sanayi-i Nefise Mektebi’nde, Osman Hamdi Bey’in müdürlüğü döneminde mimarlık şubesinde öğretim görevlisi olarak çalışmaya başlamıştır. 1911 yılında Osmanlı Bankası’nın resmi mimarı olmuştur.
- Meşrutiyet’in ilanı (1908) ile birlikte Osmanlı İmparatorluğu’nda mimarlık alanında da milliyetçilik etkisi görülmeye başlanmış ve bu süreç, Selçuklu ve klasik Osmanlı mimari öğelerinin modern yapı teknikleriyle birleştirilmesini amaçlayan Birinci Ulusal Mimarlık Akımı’nın doğmasına zemin hazırlamıştır. Mongeri, bu akımın önemli temsilcilerinden biri olmuş; Osmanlı, Selçuklu, İslam ve Bizans mimarisine duyduğu ilgiyle şekillenen seçmeci üslubunu birçok yapısında ortaya koymuştur. İstanbul’da tasarladığı Bulgur Palas, Nurettin Bey Pavyonu ve çeşitli konut projeleri bu yaklaşımın örnekleri arasında yer alır.
1922 yılında İtalyan Hükümeti tarafından “Ordine della Corona d’Italia” nişanı ile onurlandırılmıştır. 1930 yılında Macar Hükümeti’nde müşavir mimar olarak görev yapmıştır.
Cumhuriyet’in ilanının ardından Ankara’nın başkent olmasıyla birlikte şehirde yoğun bir inşa faaliyeti başlamış ve Birinci Ulusal Mimarlık Akımı bu süreçte belirleyici olmuştur. Mongeri, Vedat Tek, Mimar Kemaleddin Bey ve Arif Hikmet Koyunoğlu gibi dönemin önemli mimarlarıyla birlikte Ankara’nın şekillenmesinde etkin rol oynamıştır.
Ankara’da Bankalar Caddesi üzerinde mimari eserleri olan Osmanlı Bankası (1926), Ziraat Bankası (1926–1929), Tekel Başmüdürlüğü (1928) ve İş Bankası (1929) binaları bu anlayışın önemli örnekleridir. Bu yapılar aynı zamanda genç Cumhuriyet’in ekonomik bağımsızlık idealini de simgelemektedir.
1920’lerin sonlarına doğru modern mimarlık anlayışının, yani rasyonellik ve sadeliği öne çıkaran Modern Hareket’in Türkiye’de de etkili olmasıyla birlikte Mongeri’nin süslemeye ağırlık veren yaklaşımı eleştirilmeye başlanmıştır. 1930’lara gelindiğinde uluslararası üslubun yükselişiyle birlikte Mongeri’nin I. Ulusal Mimarlık Akımı doğrultusunda hazırladığı Gazi Köşkü projesi reddedilmiş, yerine Clemens Holzmeister’ın modern anlayıştaki Cumhurbaşkanlığı Köşkü projesi kabul edilmiştir. Bu durum, devletin söz konusu mimari akıma desteğinin azaldığını göstermektedir.
Mongeri, 1933 yılından sonra aktif mimarlık faaliyetlerini bırakmıştır. 1941 yılında Venedik’e göç etmiş, 1951’de İstanbul’da yaşayan kızını ziyaret ettikten sonra İtalya’ya dönmüş ve kısa süre sonra, 30 Kasım 1951’de Venedik’te hayatını kaybetmiştir. Milano’daki aile mezarlığına defnedilmiştir.
Giulio Mongeri’nin Ankara’nın mimari kimliğine kazandırdığı kalıcı izler ve Cumhuriyet’in başkentine kattığı değerler için kendisini derin bir saygı, şükran ve minnetle anıyoruz.



