
Ankara’ya İz Bırakanlar: Mustafa Kemal Kurdaş
22/05/2026
AKK Başkanı Halil İbrahim Yılmaz’dan Kurban Bayramı Mesajı
25/05/2026(1352, Solfasol-Ankara – 1430, Ulus-Ankara)
Türk müderris, mutasavvıf ve şair.
“Ahi Cumhuriyeti” Ankara’nın sadece dini değil; aynı zamanda sosyal, ekonomik ve kültürel yapısını şekillendiren “manevi mimarı ve koruyucusu”
- İstanbul’un fethini Ankara’dan gören, Akşemseddin’i yetiştiren büyük deha,
- Ankara’da imece kültürünün öncüsü, alın terini duaya dönüştüren bir mürşit,
- Hem eken hem öğreten; şehrin bereketine bereket katan kişi,
- Medreseden tekkeye, zahirden batına; Ankara’yı ilim merkezi yapan kutlu nefes.
Anadolu topraklarında doğup büyüyen bir Türk mutasavvıfı tarafından kurulan ilk tarikat-ekol olan Bayramiyye’nin kurucusudur. Asıl adı Numan bin Ahmed olan Hacı Bayram-ı Velî, XIV. yüzyılın ilk yarısında, Osmanlı Devleti’nin kuruluş döneminde, Orhan Gazi devrinde Ankara’da dünyaya gelmiştir.
Çocukluk yıllarından itibaren ciddi bir eğitim sürecinden geçen Hacı Bayram-ı Velî, gençlik döneminde medrese tahsili görmüş; tefsir, fıkıh ve hadis gibi şer’i ilimlerin yanında matematik, felsefe, Arapça, Farsça ve edebiyat gibi aklî ilimlerde de kendisini yetiştirmiştir. Eğitim hayatının ardından Ankara’da hayırsever Melike Hatun tarafından yaptırılan Kara Medrese ’de müderrislik yapmıştır. Dönemin medreseleri günümüz üniversiteleri seviyesinde eğitim kurumları, müderrislik makamı ise bugünün profesörlük makamına denk kabul edilmektedir.
XIV. yüzyıl sonları ile XV. yüzyıl başlarında Anadolu’da siyasi karışıklıklar yoğun şekilde yaşanırken, Hacı Bayram-ı Velî ilim hayatındaki yüksek konumuna rağmen tasavvuf yolunu seçmiş ve toplumun manevi yönden ihyası için çalışmıştır. Müderrisliği bırakıp insan yetiştirmeye yönelmesi, Osmanlı Devleti’nin yeniden toparlanma sürecinde önemli bir manevi güç olmuştur.
1290-1354 yılları arasında Ankara, Ahiler tarafından yönetilen bir “Ahi Cumhuriyeti” niteliği taşımıştır. Hacı Bayram-ı Velî de yaşadığı dönemde Ahilik teşkilatıyla yakın ilişki içinde olmuş ve birçok kaynakta “Ahi Sultan” unvanıyla anılmıştır. Müritlerini yalnızca ibadete değil; ziraat, ticaret ve el sanatları gibi üretim alanlarına da yönlendirerek Ahilik anlayışını tasavvuf terbiyesiyle birleştirmiştir. Günümüzde ticaret ve esnaf odaları, kooperatifçilik anlayışı ve mesleki eğitim sisteminin temelinde Ahilik kültürünün izleri bulunmaktadır.
Ankara Ulus’taki Ahi Elvan Camii ile Arslanhane Camii, bu geleneğin Ankara’daki önemli mirasları arasında yer almaktadır.
Müderrislik kariyerinin zirvesindeyken Kayseri’de Somuncu Baba ile tanışması hayatının dönüm noktası olmuştur. Onun manevi terbiyesinden geçen Hacı Bayram-ı Velî, zahirî ilim ile tasavvuf terbiyesini birleştirerek ilim ve irfan sentezine dayanan bir anlayış geliştirmiştir. Bir dönem Bursa’da, Çelebi Mehmed döneminde faaliyet gösteren medreselerde de ders vermiş ve dönemin önemli ilim merkezlerinde müderrislik yapmıştır.
1402 yılında gerçekleşen Ankara Savaşı sonrasında Osmanlı Devleti Fetret Devri’ne girmiş; devlet, Çelebi Mehmed ve II. Murad dönemlerinde yeniden toparlanarak yükselişe geçmiştir. Bu zor dönemde Hacı Bayram-ı Velî, Ankara’da insan yetiştirme gayesiyle çalışmış; Anadolu Türk birliğinin yeniden sağlanmasında, siyasi ve askerî güçlerin yanında etkili olan önemli Anadolu sufilerinden biri olmuştur.
Hayatını eser yazmaktan çok insan yetiştirmeye ve toplumu eğitmeye adayan Hacı Bayram-ı Velî’nin günümüze ulaşan ciltli eseri bulunmamaktadır. Ancak “eserim” dediği pek çok önemli şahsiyet yetiştirmiştir. Bunlar arasında Akşemseddin, Bıçakçı Ömer Dede, Yazıcıoğlu Mehmed ve Ahmed Bican öne çıkmaktadır. İstanbul’un manevi fatihi kabul edilen Akşemseddin, onun en meşhur müridi olmuştur. Rivayete göre Hacı Bayram-ı Velî, II. Murad’a İstanbul’un fethinin oğlu Fatih Sultan Mehmed ve Akşemseddin eliyle gerçekleşeceğini müjdelemiştir.
Hacı Bayram-ı Velî’nin günümüze ulaşan birkaç şiiri ise Türk tasavvuf edebiyatının en kıymetli örnekleri arasında kabul edilmektedir. Özellikle “Çalabım Bir Şar Yaratmış” adlı şiiri, insan-ı kâmil anlayışını ve Ankara’nın manevi inşasını anlatan en önemli eserlerinden biri sayılmaktadır.
Hacı Bayram-ı Velî, 1430 yılında (bazı kaynaklara göre 1429) Ankara’da vefat etmiştir. Vasiyeti üzerine cenaze namazını en sevilen müridi Akşemseddin kıldırmıştır. Onun adına yaptırılan Hacı Bayram Camii ve Türbesi, Akşemseddin ’in öncülüğünde başlatılmış ve II. Murad döneminde tamamlanmıştır. Türbe, bugün Ankara Ulus’ta Augustus Tapınağı ile yan yana bulunmaktadır.
Vefatından sonra Bayramiyye yolu; Akşemseddin, Bıçakçı Ömer Dede ve diğer öğrencileri tarafından devam ettirilmiştir. Hacı Bayram Camii ve Türbesi yalnızca mimari bir yapı değil, Ankara’nın sosyal ve kültürel hafızasının merkezlerinden biri hâline gelmiştir. Onun rehberliğinde şekillenen bu bölge, Ankara’nın manevi ruhunu temsil eden önemli bir kültür odağı olarak günümüze kadar varlığını sürdürmüştür.
Anadolu’nun kalbinde bir kandil gibi yanan Hacı Bayram-ı Velî; toprağa bereket, gönüllere huzur veren büyük bir irfan mirası bırakmıştır. Bizlere yalnızca bir şehir değil; kardeşlik, dayanışma ve gönül medeniyeti de emanet eden bu manevi mimarı saygı, rahmet ve minnetle yâd ediyoruz. Ruhu şad, yolu daim olsun.



